Gezi Parkı'nda Bir Gün

Pazar günü Gezi Parkı'ndaydım. Burayı, buradaki insanları bir de ben göreyim dedim. Gezi Parkı ayrı bir ülke gibiydi resmen. Sosyalist, komünist bir ülke. Hatta Şirinlerin köyü gibi. Bu köyde 'salatasından çorbasına kadar her türlü yiyecek, içecek vs. ücretsiz. Dışarıdan seyyar satıcı almıyorlar bu köye. Gece burada kalmak isteyenlere çadır, battaniye ve yastık veriyorlar. Üşüyenlere, hırkası olmayanlara hırka, kazak ve hatta mont veriyorlar.
   Bu köyün sineması bile var. Gündüz sahnede konser veriyorlar, gece ise film yayınlıyorlar. İnsanlar yere oturup izliyor filmleri, kimileri de yüksek yerlerde
uyurken izliyor.
Gezi sineması  :)



Bu köyün dershanesi bile var. Üniversite öğrencileri ve gönüllü öğretmenler burada ücretsiz ders anlatıyor
Çapulcu Dershanesi :)

*Gezi Parkı Dershanesi http://www.youtube.com/watch?v=lij1fVEUrQ4

Bu köyün kütüphanesi de var. İsteyen beğendiği kitabı ücret ödemeden alıp okuyabiliyor.

En önemlisi de bu köyün sıcakkanlı insanları var. İnanılmaz yardımsever, güleryüzlü çok iyi insanlar.
Bu manzarayı gördükten sonra Gezi Parkı'nda kalmak istedim o gece fakat yanımda battaniye, yastık falan yoktu. Hazırlıksız gelmiştim. Oradan genç birisine sordum, gece 2 den sonra battaniye olsun, yastık olsun gereken ihtiyaçların dağıtılacağını söyledi.
 'Ya kalmazsa ?' dedim.
- 'Kalmazsa sorun yok. Ben buraya geldiğimde hiçbir şeyim yoktu, buradakiler üstündekileri çıkarıp verdi. Gerekirse ben de öyle yaparım. Kalacak yer bulamazsan da gel yanımda burayı ayarlarım sana' dedi.
Bu konuşmadan sonra içim rahatlamıştı zaten. Bu insanların arasında bana hiçbir şey olmaz dedimiçimden.

         Akşam her şey çok güzeldi. Bir yanda dev ekranda film izleyen insanlar, bir yanda davulla tezahürat yapan tribüncü arkadaşlar, diğer bir yanda da el ele tutuşup etrafı izleyen çiftler vardı.
Herkes eğleniyordu. Ortam çok güzeldi. Şarkılar söyleyip eğlendik...

   
      Gece dağıtılacak çadır kalmadığından ben de kalın bir çarşaf ve yastık alıp                                                                          sol tarafta görmüş olduğunuz yere uzandım :) (Fotoğraftaki ben değilim) Buradan uzanarak filmi de izleyebiliyordum. Çok rahat ve güzel bir yer.
Burada bir şeyler atıştırırken hemen yan tarafa başka birisi geldi. Ona da ikram edeyim derken sohbet açıldı. O 8 gündür burada kalıyormuş. Evi Anadolu Yakasındaymış ve burada çadırda kalıyormuş. 'Burada üşürsün, istersen benim çadırımda kalabilirsin' dedi. Gerçekten de üşümüştüm. Hemen yan tarafta uyuyan çift vardı. Erkek,  battaniyeyi kızın üstüne atmıştı. Belli ki kendisi çok üşüyordu. Üstümdeki çarşafı erkeğin üzerine atıp çadıra gitmiştim. Çadır sıcaktı.
         Sabah ise herkes işbaşındaydı. Çöpleri topluyorduk ve 'Gezi Otel'in önüne bırakıyorduk. Çöp arabası gelip alıyordu. İnsanlar her zamanki gibi çok neşeliydi.
Meydanda futbol oynayan insanlar vardı. Bir de espri yapıyorlar 'Barcelona Antrenman Sahası' diye :)
İnsanlar gerçekten çok yaratıcıydı. Duvar yazılarını okuyan her insan gülümsüyordu.



ve daha birçoğu..
Gezi Parkı resmen bizim aklımızda kurduğumuz devlet ütopyasıydı.
Bu yardımsever, dost canlısı insanlarla; ortalığı karıştıran, provakatörleri bir tutmamalıydık. Provakatörlerin yaptığı olayları bu halkın geneline yaymamalıydık...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder